Allahuekber dağında bir hüzün adın. Neşteri buz kesen katil gibi soğuk ve acımasız.
...
Dünyanın en yuvarlak köşesinde öpüşüyoruz. Huysuz bir kedi gibi ellerim saçlarını tırmalıyor.
Ürküp kaçmayasın diye
tırnaklarımı içime batırıyorum.
...
Ardıç kuşunun ardına ardıç ağacı düşecek.
Hüzün olacak adın. Hüzünle büyüyecek ölüm. Ölümle dua edeceksin.
Ardından Tanrı düşecek!
Ölüm olacak adın.
....
Ölüm olacak hüzün. Oysa “Adam olacak ( tı ) çocuk.”
Bir babanın kucağında nefes alır gibi sık, ve bir babanın gözlerinde ölecek kadar evlat olacaktı çocuk.
Adam olacaktı ya adam olacaktı.
Adem olacaktı adem kere adem olup kestane şekeri alacaktı çocuk.
....
Üç elma gibi düşecekti. Üç güzel çocukla bir babanın elleri.
Ardından tanrı düşecekti.
Ölüm olacaktın.
...
Seninle dudağımın en yuvarlak ucunda dönecektik. Islanacaktı ellerimiz.
Kanayacaktı.
Morarıp yara olacaktı.
Kabuk bağlayacaktı.
...
Her mevsim bir gün gibi kanadı içimde. Her gün bir an gibi kurşunun ıskaladığı!
Ne masumun hakkı hak
Nede hakkın adaleti masuma hak.
....
Bir cinayet bir intiharla öpüşürse iki ölüm o zaman bir mezara sığacaktı.
kepaze dünya... tütün kokusu gibi sinmiş üstüme
ellerinin isi. bırakamam, alır seni giderim seksenlerin karanlık odalarıyla, durmaksızın büyüyen bir yara gibi. alır seni giderim. iyi derler, kötü derler. dinlemem. kanatır etimi giderim. akdeniz kabadayı bir yüreğin paçalı donu ve tepesindeki bulutla ikiz. akdeniz masum martıların mezarı. kepaze dünya giderim seni, giderine doğru akdenizin.